Haber

Anneler gününü icat eden Anna Jarvis, hayatını pişmanlık içinde kaybetti


Anneler gününü icat etti pişman oldu

İlkokula henüz yeni başlamıştım. Annem, hastalığı nedeniyle uzun süredir hastanede yatıyordu. Babam bütün gün çalıştığı için ağabeyim, kızkardeşim ve bana gücü yettiği kadar yaşlı babaannem bakıyordu.
Bir gün akşamüstü sokakta oynadıktan sonra eve girip babaanneme ‘Beni anneme götür’ diye tutturdum. Babaannem, akşam saatlerinde ziyaretçi alınmadığını söylese de umurumda değildi.
Annemi çok özlemiştim.
Babaannem, benimle baş edemeyeceğini anlamış olmalı ki ağabeyimle kız kardeşimi komşumuza bıraktıktan sonra Mersin Devlet Hastanesi’nin yolunu tuttuk. Babaannem nasıl yaptı, nasıl etti bilmiyorum ama annemin yattığı odanın kapısına geldiğimizde başımı uzatıp annemi gördüğümde o an…
O anı ifade edecek ne bir kelime var ne de bir cümle.

Odaya girdiğimizde annem, zar zor yatakta doğrulup başımdan öperken pembe panter desenli tişörtümü çıkarıp ters çevirerek yeniden giydirdi. Neden öyle yaptığını o zamanlar hiç anlamamıştım.
Bir süre sonra hasta bakıcı anneme yemek getirdi. Annem, çok hastaydı ve hastalığı nedeniyle sadece hastanede hazırlanan özel yemeği yemek zorundaydı. Babaannemin “Ben ona evde yediririm” demesine rağmen annem, yemeği bana yedirdi.
Hastanede yatıyor olsa da çocuğunun tişörtündeki lekeden utanan kişi annedir. O gün aç yatacağını bilse de çocuğunun önünde tek başına yemek yiyemeyen, yemeğini çocuğuna yediren kişi annedir.

Anna Jarvis‘in biraz annesinin vasiyetini yerine getirmek istemesinden biraz da sağlığında yeterince ilgilenememiş olmanın vicdan rahatsızlığı içinde başlattığı akım, küresel çapta ortak bir değer haline geldi.
Anneler günü…

Anna Jarvis

Anna Jarvis

Dünyaya getirdiği 13 çocuktan sadece 4’ü hayatta kalan Ann Reeves Jarvis, Amerikan İç Savaşı sırasında Batı Virginia’daki Metodist Piskoposluk Kilisesi’nde öğretmenlik yaparken aynı zamanda kendini askerlerin sağlık koşullarının iyileştirilmesine ve bebek ölümlerinin önlenmesine yönelik çalışmalara adamıştı. Hayatta kalabilen 4 çocuğundan biri olan Anna Jarvis, annesinin sınıfındaki öğrencilerinden biriydi. Ann Reeves Jarvis, 1876’da öğrencilerine başkalarının hayatlarını iyileştirmek için anneler tarafından yapılan çalışmaların özel bir günde kutlanması gerektiğini söyledi.

Ann Reeves Jarvis (1832 - 1905)

Ann Reeves Jarvis (1832 – 1905)

Ann Reeves Jarvis, 1905 mayısının ikinci pazar günü hayatını kaybetti. 41 yaşındaki kızı Anna Jarvis, annesinin kaybını kolay kolay kabul edemedi. Bunda da sağlığında yeterince ilgi gösterememesinin vicdan rahatsızlığı etkiliydi. Jarvis, annesinin anneler tarafından yapılan çalışmaların özel bir günde kutlanması gerektiği yönündeki düşüncesini vasiyet olarak belledi. 1907 mayısının ikinci pazarında arkadaşlarıyla birlikte anneler tarafından yapılan çalışmaları kutladı.

Anna Jarvis, 1908’deki kutlamayı annesinin 20 yıl öğretmenlik yaptığı kilisede düzenledi. Pazar ayini nedeniyle kilisenin kalabalık olması, Jarvis’in etkinliğinden daha fazla kişinin haberdar olmasına neden oldu. Anna Jarvis, kadınlara annesinin en sevdiği çiçek olan karanfil dağıttı. Jarvis’e göre kırmızı karanfil; hayatta olan anneleri, beyaz karanfil ise vefat eden anneleri temsil ediyordu.

Karanfil dağıtması ortamdaki duygusallığı iyiden iyiye artırdı. Anna Jarvis’in Batı Virginia’da başlatığı akım, kısa sürede ülke çapında ‘Anneler Günü’ algısıyla yayılmaya başladı. Öyle ki her mayısın ikinci pazarının anneler günü olarak resmiyet kazanması için siyasilere baskı yapılmaya başlandı. Her mayısın ikinci pazarı Batı Virginia’da eyalet tatili olarak kabul edilirken ABD Temsilciler Meclisi, benzer birçok özel gün düzenleneceği gerekçesiyle anneler gününü resmileştirmeye yanaşmadı. Asıl nedense bir süredir söylemlerini sıklaştıran süfrajistlerin güçleneceği endişesiydi.  Dönemin başkanı Woodrow Wilson’un toplumun tüm kesimlerinden gelen baskılar sonucu 1914’te her mayısın ikinci pazarını anneler günü olarak ilan etmesiyle mayısın ikinci pazarı ulusal bayram statüsü kazandı.

Anneler gününün resmiyet kazanması, ABD’de bir büyük polemiğin fitilini ateşledi. Süfrajistler, anneler gününün resmileşmesinden güç alarak “Eğer çocuklarımızın annesi olacak kadar iyiysek, oy verecek kadar da iyiyiz” düsturuyla kadınların oy hakkına sahip olması gerektiği konusunda seslerini iyiden iyiye yükseltti. Anti – süfrajistler ise gerçek yerlerinin ev olduğunu, bir eş ve anne olarak siyasete karışamayacak kadar meşgul olduklarını dile getirdiği kadınların oy hakkına sahip olmalarına karşı çıktı.
Anna Jarvis’in de aralarında olduğu süfrajistlerin mücadeleyi kazanmasıyla ABD’de 1920’den itibaren kadınlara oy hakkı verildi.

Kadınların oy hakkına sahip olması yönünde düzenlenen gösterilerden biri.

Kadınların oy hakkına sahip olması yönünde düzenlenen gösterilerden biri.

I. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra 4 yıllık buhranlı günlerin acısını çıkarmak için insanların her fırsatta sosyalleşmek istemesi, anneler gününün daha da yaygınlaşmasının önünü açtı. Anneler günü akımı birçok ülkeye sıçrayarak küresel çapta yayılmaya başladı. Anna Jarvis, kilisedeki ilk toplu anneler günü kutlamasında kadınlara beyaz karanfil dağıtmıştı. Beyaz karanfil, annelere anneler gününde özel bir hediye verme düşüncesini ortaya çıkardı.

Ticari girişimciler, doğal olarak bu fırsatı kaçırmadı. Anneler günü, giderek bir alışveriş çılgınlığına dönüşmeye başlayınca Anna Jarvis, başlattığı akımın amacından uzaklaştığını düşünerek hediye kampanyaları düzenleyenlere karşı dava açtı. Anneler gününün resmiyetten çıkarılmasını da talep etti. Ailesinden kalan bütün serveti anneler gününde para kazanmaya uğraşan ticari girişimcilere karşı açtığı davalar için harcasa da iş artık kontrolden çıkmıştı.

Anneler günü demek artık alışveriş çılgınlığı demekti. Doğal olarak kimsenin alışveriş yapmasına engel olunamayacağı için Anna Jarvis, bütün davaları kaybetti. “İşin içine giren para, masumiyeti öldürdü” diyen Jarvis, alışveriş çılgınlığını “Annenize bir kutu şeker alır, ondan daha çok siz yersiniz… Ne kadar da hassassınız!” sözleriyle dile getirdi.

Başlattığı anneler günü akımının, ticari bir hal almasına oldukça üzülen Anna Jarvis, hiç evlenmemesinin de getirdiği yalnızlıkla günbegün içine kapandı. Kızkardeş Lillian Jarvis‘in Pensilvanya’daki evine taşınan Jarvis, aile servetini davalara harcadığı için kendisi gibi hiç evlenmeyen kızkardeşiyle birlikte yoksul bir hayat sürmeye başladı. Öyle ki evin kırık camlarını yeniletecek paraları bile olmamasına rağmen çiçek yetiştiricilerinin teklif ettiği yardımları kabul etmedi.

Anna Jarvis, yaşı oldukça ilerlemiş olmasına rağmen kapı kapı dolaşarak anneler gününün resmiyetten çıkarılması için imza toplamaya çabaladı. Gün geçtikçe görme ve duyma yetisini kaybetmeye başlayınca sanatoryuma kaldırılan Jarvis, kızkardeşinin acı haberini aldı. Lillian Jarvis, evi ısıtmaya çalışırken karbonmonoksit zehirlenmesinden hayatını kaybetti.

Anneler gününde Anna Jarvis'in mezarı başındaki anma töreni (1949)

Anneler gününde Anna Jarvis’in mezarı başındaki anma töreni (1949)

Bütün gününü annesi Ann Reeves Jarvis’in fotoğrafına bakarak geçirmeye başlayan Anna Jarvis, ticari bir hal aldığı için anneler günü akımını başlatmış olmanın üzüntüsü ve pişmanlığı içinde 24 Kasım 1948’de 84 yaşındayken geçirdiği kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetti.
Anna Jarvis’in cinazesi West Laurel Hill Mezarlığı’na defnedildi.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
mobil uygulama geliştirme firmaları fethiye escort çanakkale escort instagram takipçi hilesi organik takipçi satın al bayan takipçi satın al takipçi satın al instagram beğeni arttırma instagram takipçi satın al ege tülek takipçi satın al takipçi satın al Takipçi kasma hilesi izmir escort izmir escort mersin escort